Yüzyüze


Kumaşını bildiği halde örtü dikmek istiyor insan bazen, bir şans vermek istiyor; ne beyhude insan.

En usta terzi bile olsa beceremiyor. O kumaştan, o örtü çıkmıyor.
İnsan bazen söylemek istediklerini yutmak zorunda kalıyor.
Öncesinde öyle bir boğazına dizmişler ki cümlelerini, artık ağzını açamıyor.
Bi küçük açıyor onun yerine, bi türkü açıyor, bakma öyle göründüğüne; türküyü çok seviyor, fazla bilmiyor ama seviyor, genelde fazla bilmeden seviyor; öğrenmek kalp kırar çünkü insan artık kimseyi bilmek istemiyor.
İşte, insan bazen sevmek falan istiyor; akabinde “bana fazla bel bağlama” duvarına tosluyor.
Yazık değil mi, bir yerlerde evlatlar yine odalarına çekiliyor.
İnsan çok yalnız be abiler, artık bi göbekte uyuyakalmak istiyor.
Hep de güçlü olmak zorunda ya; boğazı az biraz titreyince dünyaları vurup kırası geliyor.

(Dünyalar elbette birkaç tanedir)

Çok değil; sabahları bi öpücük kondurmak istiyor uykulu gözlere, işe gitmeden mutfaktaki sandviçi
kapıp gitmek istiyor, insan düşmekten çok yoruldu be abiler, biri de kucağında taşısın istiyor.
Birilerinin hayalleri hep farklı oluyor. İnsan o birilerini bir türlü anlayamıyor.
Nice taktikler dönüyor, stratejiler uygulanıyor, sanırsın savaşa giriliyor be ,
 sizin aşk diye bildiğiniz bunları mı hak ediyor?

Bazılarına değil bir şeyler yazmak, üzerine düşünmeye bile iç gitmiyor.
Onlar bilmiyorlar, insan inandıkları için yaşıyor.
Kimse için kendine saygısını kaybedemez bu insan,
siz “takılın”,
o gidiyor.






Bodrumun Suları


Bilseydin gidermiydin yine?
Bir kaç akşamdır kaçık bir uykunun eliyle yazılıyor bu yazı, kaçak bir dille... 
Her noktasında nefessiz kalan bir kalemin ahıyla karardı sayfalar, silgi kullanmadım, 
her zaman silinmiyor acı,  bilsen... 
Bilseydin gider miydin yine? 
Öznesini gizleyemediğim için "gitmek" yüklemine yakalandığımı, 
ayrılığın sıfatsızlığıyla tamlandığımı, kendi cümlemde harcandığımı bilsen... 
Senin cümlende gizlenmeye razıyken satır sonlarında öldüğümü bilsen...  
Bilseydin gidermiydin yine?
Bir kaç akşamdır kaçak bir kadının eşgaline bakılarak yazılıyor bu yazı,  
her virgülünde işkenceye maruz kalan bir dille, her satır arasında kesilen bileklerimle, 
her harfinde yeniden öldüğümü bilsen... 
Her kelimesinde yeniden doğduğumu,  
her nefesimde yeniden sevdiğimi, her... her neyse..



Biraz Daha Sonra

Az sonra değil, daha sonra, daha önce değil,
daha değil, şimdi değil, var biraz daha,
az da değil, az sayılmaz aslında, biraz daha fazla,
sırası değil şimdi, değil bundan sonra, ondan sonra değil,
çok değil, hiç fazla değil, az biraz daha,
öyle bir an da değil, bir anda değil, değil bir zamanda,
dur istersen burada, bekle biraz daha.
burada değil ama, şurada, ileride biraz daha,
yakında değil, uzak da sayılmaz aslında,
geçtiğin yerlerin biraz gerisinde kaldı belki,
belki hiç geçmediğin yerlerin ilerisinde biraz,
yok, oralarda da değil, bir yerde değil aslında, havada değil, suda değil,
durma istersen burada, git biraz daha.


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...